|
Merhaba,
Merhaba,
Kavurucu sıcakların etkisini göstermeye başladığı bir haftanın ardından, deniz kenarında yengeç kovalama hayalleri kurarken yazıyorum sana bu mektubu. Bu ara etrafta ne kadar mavi kapaklı not defteri bulsam masama yığmaya başladım, bilgisayarımın arka planını da tropik bir manzarayla değiştirdim. Kendi çapımda bir deniz havası yaratmaya çalışıyorum işte, ne kadar oluyorsa artık...
Masamın şöhreti de kısa zamanda yayılmış olacak ki, geçenlerde ta Asya Pasifik’ten gerçek bir keyif üstadı olan BenQ Asya Pasifik Başkanı Adrian Chang bizi sohbete çağırdı. BenQ’nun anlamı “Bringing Enjoyment and Quality to Life”, yani hayata keyif ve kalite katmak sözünden geliyormuş. BenQ’nun kurumsal rengi mor, Chang’ın buna dair oldukça ilginç bir açıklaması var: “Kurumsal teknoloji şirketleri hep mavi logoları seçerlerdi, bireysel teknoloji şirketleri de kırmızıya bayılırdı. Biz hem anlayış, hem renk olarak ikisini birbirine kattık ve ortaya çıkan mor rengi benimsedik” diyor Chang. Renkler bazen ne kadar da anlamlı oluyor, değil mi?
Hazır Asya’ya doğru uzanmışken, aklıma Çin geldi. Geçenlerde Amerikalı yazar Sara Bongiorni, “Made in China’sız bir yıl” adlı bir kitap yazmış. Bongiorni, kitapta günlük hayatta Çin malı hiçbir ürünü kullanmadan nasıl bir hayat yaşadığından bahsediyor. Gel gelelim Çin malı olmayan o kadar çok az ürün varmış ve bunların da fiyatı öylesine pahalıymış ki, sonunda Bongiorni de Çin mallarını çağdaş dünyanın kaçınılmaz bir gereği olarak kabul etmiş. Kitap gayet ilginç, fırsat bulursan okumanı tavsiye ederim.
Bu arada sana Çin’le ilgili ilginç bir şey daha söyleyeyim: “Amerika’dan yeterince derin bir çukur kazsan öbür taraftan Çin’e çıkarsın” diye ünlü bir laf vardır ya hani? İşte birileri oturmuş, Amerika’dan bir delik açsan gerçekten Çin’e çıkar mısın diye göstermek için bir site açmış. Sonuç senin için de sürpriz olacak. Denemek istersen www.ubasics.com/dighole adresine uğrayıp kendin görebilirsin.
Şimdilik benden bu kadar. Haftaya yeniden görüşmek üzere, hoşçakal.
|