<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>BThaber &#187; Yazarlar</title>
	<atom:link href="http://www.bthaber.com.tr/?feed=rss2&#038;cat=10" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bthaber.com.tr</link>
	<description>HAFTALIK BİLGİ TOPLUMU TEKNOLOJİLERİ GAZETESİ</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Aug 2010 10:36:20 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İnternet erişimi bir vatandaşlık hakkı</title>
		<link>http://www.bthaber.com.tr/?p=6784</link>
		<comments>http://www.bthaber.com.tr/?p=6784#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 16:00:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özgür Uçkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sayı:786]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bthaber.com.tr/?p=6784</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz Haziran ayında, Finlandiya, hızlı genişbant internet erişimini temel bir vatandaşlık hakkı olarak tanıyan bir   <a href="http://www.bthaber.com.tr/?p=6784">...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/ozgur_uckan.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-415" title="ozgur_uckan" src="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/ozgur_uckan.jpg" alt="ozgur_uckan" width="61" height="81" /></a>Geçtiğimiz Haziran ayında, Finlandiya, hızlı genişbant internet erişimini temel bir vatandaşlık hakkı olarak tanıyan bir yasa çıkardı. Yürürlüğe giren yasa, telekom operatörlerini her vatandaşa makul bir ücretle en az 1MB’lik genişbant bağlantısı sağlamaya zorluyordu. Bu yasayla Finlandiya internet erişimini bir insan hakkı olarak tanımlayan ilk ülke haline geldi. Şimdi bu bakış açısı yavaş yavaş diğer ülkelere de yayılıyor. Şimdi de Kanada’da Kamusal Fayda Savunu Merkezi’nin (PIAC) genişbant erişiminin bir temel hak olarak tanınması gerektiğine ilişkin raporu tartışılıyor (http://www.piac.ca/files/is_broadband_basic_service_piac_aug_2010.pdf). Rapor geniş yankı uyandırmış durumda ve Kanada’nın benzeri bir kanunu yürürlüğe sokacağına kesin gözüyle bakılıyor. Konuyla ilgili Avrupa Birliği’nde de çalışmalar hızla ilerliyor. Çok yakın bir gelecekte tüm AB ölçeğinde internet erişiminin temel haklardan biri olarak tanımlandığını ve anayasalara girdiğini göreceğiz.<br />
Peki burada ne oluyor? “Evrensel Erişim” ile ilgili olarak yapılmış onca çalışmaya rağmen bu konuda gerçek bir ilerleme kaydedildiğini söylemek mümkün değil. Tüm dünyada giderek gerilemeye başlayan sayısal bölünme ülkeyi derin bir şekilde etkilemeye devam ediyor. E-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu’nun 2006‘da kabul ettiği “Bilgi Toplumu Stratejisi” bu alanda da tam bir başarısızlıkla sonuçlandı. Zaten şu sıralar İcra Kurulu’nun adı var kendisi yok. Kurulun yetkilerini bir oldu bittiyle kendinde toplayan Ulaştırma Bakanlığı ve bağımsız olması gerekirken kendisine bağladığı BTK da vatandaşa erişim sağlamakla değil internet erişimini engellemekle uğraşıyor!<br />
Bu konuda son darbe de halen fiili tekelini sürdüren Türk Telekom’un kotasız internet paketlerini devreden çıkarmayı amaçlayan yeni tarifeleriyle geldi. Bu yeni tarifelere göre limitsiz paketlerin tamamına yeni müşteri alımı kapatılıyor ve müşteriler “Adil Kullanım Kotası” adı altında sınırlı erişim paketlerine yönlendiriliyor. Bunu korsan erişimi kısıtlamakla açıklayan da var, yeterli yatırım yapmaktan kaçınan TT’nin ağ üzerindeki yükü azaltmak için kullandığı bir bahane olduğunu iddia eden de. YouTube’un bile bu yüzden engellendiğini söyleyenler olmuştu!<br />
Yani&#8230; “herkes gider Mersin’e”&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bthaber.com.tr/?feed=rss2&amp;p=6784</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘Evet’ mi, ‘hayır’ mı, ‘Ekonomi’ mi?</title>
		<link>http://www.bthaber.com.tr/?p=6870</link>
		<comments>http://www.bthaber.com.tr/?p=6870#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 16:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nuray Şuman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sayı:786]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bthaber.com.tr/?p=6870</guid>
		<description><![CDATA[Bu köşe gündem köşesi olduğu için yazıya başlamadan önce hep kendime ‘Gündemde ne var’ diye   <a href="http://www.bthaber.com.tr/?p=6870">...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/nuray_suman.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-427" title="nuray_suman" src="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/nuray_suman.jpg" alt="nuray_suman" width="61" height="81" /></a>Bu köşe gündem köşesi olduğu için yazıya başlamadan önce hep kendime ‘Gündemde ne var’ diye soruyorum. Malum, gündemde 12 Eylül’deki referandum var. Siyasi partilerin her biri bir tarafa çekiyor. ‘Evet’ verin, yok ‘Hayır’ verin tartışması ile aylardır kamuoyu meşgul ediliyor. Sanki başka konumuz yokmuş gibi. Hangi konuları unuttuk, size söyleyeyim. Üretimimizi artırmayı, inovasyonu ve ihracatı geliştirmeyi, rekabet gücünü, refahı yükseltmeyi, işsizliğe çare bulmayı, cari açığı kapatma çabalarını kısacası ekonomimizi güçlendirmeyi unuttuk..<br />
Ünlü ekonomist Roubini, Türkiye’nin cari açığının bugüne kadar istikrarlı bir şekilde finanse edilmediğini söylemiş ve eklemiş: “Türkiye’nin cari açığı geçtiğimiz sekiz ayda büyümüş ve  bu yıl cari açığın gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı yüzde 4,4 olacak. Ancak asıl problem finansman kalitesinin her geçen gün biraz daha kötüye gitmesi.”<br />
ABD’li ekonomist olmasa durumumuzdan haberimiz olmayacak. Türk ekonomistlerimiz nerede?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bthaber.com.tr/?feed=rss2&amp;p=6870</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Verilerin dayanılmaz ağırlığı</title>
		<link>http://www.bthaber.com.tr/?p=6800</link>
		<comments>http://www.bthaber.com.tr/?p=6800#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 16:00:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çetin Kaya Koç</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sayı:786]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bthaber.com.tr/?p=6800</guid>
		<description><![CDATA[Bir mektup yazacağına e-posta gönder, bir ağaç daha kurtulsun! Bu sözü kaç defa duydunuz? Artık   <a href="http://www.bthaber.com.tr/?p=6800">...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/cetinkaya_koc.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-420" title="cetinkaya_koc" src="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/cetinkaya_koc.jpg" alt="cetinkaya_koc" width="61" height="81" /></a>Bir mektup yazacağına e-posta gönder, bir ağaç daha kurtulsun! Bu sözü kaç defa duydunuz? Artık doğruluğunu sorgulamadığımız belli. Mektup ve zarf için kağıt, onlar için ise ağaç, fiber, saman gerekli olduğu çok açık. E-postanın sıfır ağırlığı varmış gibi geliyor. Hiç bir hammadde kullanılmadığı belli, üstelik çok az enerji harcıyor olmalı.<br />
Aslında hiç te öyle değil. Gönderdiğiniz e-postalara iliştirdiğiniz resimler, videolar gibi milyonlarca byte yer kaplayan veriler aslında çok ağırlar. Tahmin edemeyeceğiniz kadar. Birde aynı fotoğraf, aynı anda 3-5 kişiye gönderiyorsanız , ki genellikle öyle olur (Cumartesi pikniği fotoğrafları burada!!), ağırlıkları daha çok artıyor. Bu yazıyı okuduktan sonra biraz daha dikkatli olmanızı bekliyorum.<br />
E-postalarımız genellikle yazı (text) ve çok az yer kaplıyor. Bir A4 sayfasının tamamını doldursanız bile, kapladığı yer 2 bin byte’dan daha az; ancak onlara iliştirilen veriler, e-postadan çok daha fazla yer kaplıyor. Fotoğrafların büyüklükleri milyonlarca byte, videolar ise bunun onlarca katı. Ellerimizdeki kameralı cep telefonlarıyla çok hızlı bir şekilde yeni resimler ve videolar üretiyoruz ve hemen onları paylaşmak istiyoruz. Bunlar bir yerlerde saklanmak zorunda! Üstel bir şekilde büyüyen bu veriler için binlerce metrekarelik veri merkezleri kuruluyor ve buralardaki veri depolama sistemleri sürekli enerji tüketiyor.<br />
Her şeyden önce bu yıl tüm veri merkezlerindeki toplam depolanmış veri yaklaşık olarak ABD’nin tüm kütüphanelerindeki kitapların bir milyon katı olacak, bu da 1 Zetta byte, yani 10^21 byte (gigaxtera byte). Bunların içinde benim fotoğrafım, tüy gibi kalır demeyin! Veri depolama uzmanı olan Matthew Yeager, 4 fotoğrafı (yaklaşık 4 MB) göndermenin veya saklamanın enerji maliyetini, evdeki çaydanlığı 17.5 kere su ile doldurup kaynatmaya eşdeğer olarak hesaplamış. Bir daha piknik fotoğraflarını paylaşırken, daha sorumlu davranırsınız, umarım!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bthaber.com.tr/?feed=rss2&amp;p=6800</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GENİŞBANT KARNEMİZ DE KÖTÜ</title>
		<link>http://www.bthaber.com.tr/?p=6770</link>
		<comments>http://www.bthaber.com.tr/?p=6770#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 16:00:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Coşkunoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görüş]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sayı:786]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bthaber.com.tr/?p=6770</guid>
		<description><![CDATA[ULUSAL
Merkezi ABD’de olan uluslararası araştırma şirketi Strategy Analytics, genişbant konusunda “Top 40”ı belirlemek için, yani   <a href="http://www.bthaber.com.tr/?p=6770">...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/osman_coskunoglu.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-574" title="osman_coskunoglu" src="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/osman_coskunoglu.jpg" alt="osman_coskunoglu" width="225" height="225" /></a>ULUSAL</p>
<p>Merkezi ABD’de olan uluslararası araştırma şirketi Strategy Analytics, genişbant konusunda “Top 40”ı belirlemek için, yani en başarılı 40 ülkenin hangileri olduğu üzerine bir araştırma başlatır; ama, sonunda 57 ülkenin karnesini belirleyen bir rapor yayımlar (http://multiplayblog.com/2010/07/21/global-broadband-scorecard-us-ranks-23rd.aspx). İyi ki en iyi 40’da kalmamışlar, yoksa Türkiye’nin 57 ülke içerisinde 44. sırada olduğunu bilemeyecektik.<br />
Genişbant altyapısına sahip olmak bir ayrıcalık olmaktan çıktı. Çok ilginçtir ki, benim seçim bölgemde, ekonomileri çok kötü olan çiftçilerimizin yaşadığı köylerin muhtarları bile benden genişbant internet talebinde bulunuyor. Yeri gelmişken, bu talepler konusunda yardımcı olan BTK’nın sayın başkanına da burada teşekkür etmek isterim.<br />
Bilgi çağının bir gereği olarak, genişbant altyapısı bir ülkenin gelişmişliğinin göstergesi olarak kabul edilmeye başladı. Bu anlayışla, Strategy Analytics, genişbant altyapısını değerlendirmek için beş ölçüt tanımlar: Fiyat, yaygınlık (penetrasyon), hız, değer ve kentlilik.<br />
Bu beş kritere göre yapılan ölçümler birleştirilerek elde edilen “Genişbant Bileşik (Kompozit) Endeks’e (BCI) göre 57 ülke sıralanmış. Türkiye 44. sırada yer alıyor. Bulgaristan (24.), Yunanistan (26.), Macaristan (32.), Hırvatistan (36.), Polonya (40.), ülkemizden çok daha iyi durumda.<br />
Temmuz ortasında yayımlanan bu araştırma, ülkemizde gecikmeli olarak başlamış olan 3G’yi dahil etmemiş olabilir. Ayrıca, genişbant hizmetinin vergiler nedeniyle ülkemizde çok pahalı olması da bu kadar geride olmamızın bir nedeni olarak ileri sürülebilir. Fakat, esas nedeni anlamak için başarılı ülkeleri daha yakından incelemek gerekir.<br />
Birinci sırada yer alan Güney Kore’nin başarısı için söylenebilecek tek şey, genişbant hizmetlerinin ucuz, hızlı ve yaygın olması bir devlet politikasıydı. Hükümetin yakın ilişkiler içerisinde olduğu bir şirketi korumak kaygısını bir tarafa bırakın, konu, sadece serbest piyasanın görünmez eline de bırakılmamıştı. Düzgün ve adil bir rekabet ortamında, bilinçli bir devlet politikası ile bu başarı elde edildi.<br />
Doğu Avrupa ülkelerinin deneyimi de dikkat çekici. Birkaç yıl öncesine kadar ülkemizden çok da farklı bir durumda olmayan  bu ülkeler, geriden gelmenin sağladığı avantajı iyi değerlendirerek, bir “kurbağa sıçraması” yapabildiler. Örneğin, DSL teknolojisi ile oyalanmadan, doğrudan fiber kabloya geçtiler.<br />
Gerek Güney Kore’nin gerekse Doğu Avrupa ülkelerinin başarıları, ülkemizdeki yanlışları ve ne yapılması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor: Birilerini kayırmayan, serbest rekabet ortamı ve somut hedefleri belirlenmiş, devletin sahip çıktığı bir sıçrama stratejisinin uygulanması. Bunun ayrıntılarını ileriki yazılarımda ele alacağım.<br />
Burada tekrar vurgulamak isterim: Hükümetin, bürokrasinin, hatta kimi STÖ’lerin bilişim ve telekom sektörümüzde ilerleme olduğunu gösteren istatistikler açıklamaları tamamen anlamsız. Elbette  ilerleme var ülkemizde, ama uluslararası yarışta göreceli olarak giderek daha da geri kaldığımız inkar edilemez bir gerçek. Bu gerçek yüksek sesle söylenemedikçe de geri kalmaya devam edeceğiz.</p>
<p><a href="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/osman1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-6747" title="osman1" src="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/osman1.jpg" alt="osman1" width="225" height="169" /></a></p>
<p>Hosting servisi ucuzlayacakmış<br />
Geçtiğimiz günlerde Ulaştırma Bakanı hosting servislerinde “çok ciddi bir indirim söz konusu” olduğunu ve “yüzde 50’lere varan bir indirimin” olabileceğini açıkladı.<br />
Böyle bir indirime yönelik kararı alma yetkisi BTK’dadır. Bağımsız bir düzenleyici kurum olması gereken BTK henüz bir karar almadan, kurulun alacağı kararı bakanın önceden açıklaması yanlıştır. Öyle görülüyor ki, BTK, Ulaştırma Bakanlığı içerisinde bir daireye dönüşmüş durumda.<br />
BTK yerine bakanın açıkladığı bu kararın gerekçesini de ben açıklayayım. Hükümetin Google’a dayatma ile yaklaştığı ve işi inatlaşmaya götürdüğü  biliniyor.  Google ile bilek bükme yarışına girmesine anlam kazandırabilmek için Ulaştırma Bakanı arka arkaya geçersiz gerekçeler ileri sürdü.<br />
Diğerlerini savunamayınca, en son gerekçesi “24 ülkede yerli sürüm yapıyorlar da neden Türkiye’de yapmıyorlar” olmuştu. Buna benim yanıtım şu olmuştu: “Türkiye’de çok pahalı olduğu için, altyapı da yetersiz olduğu için, kendi şirketlerimiz bile gidip yurtdışından hosting hizmeti alırken, siz Google’a gel Türkiye’de yerli sürümün olsun diyorsunuz.” Doğal olarak karşı yanıt gelmedi; ama, Sayın Bakan gerekli altyapıya ilişkin çok gecikmiş bir adım atma zorunda kalmış oldu.<br />
Gereken altyapıyı geliştirme ve ucuzlatma nasıl gerçekleştirilecek henüz bilmiyoruz. Ama, ülkemizde altyapı eksiğinin ve hosting servislerinin pahalı olmasının kimin yararına olduğunu, hangi şirketin karlarını artırdığını iyi biliyoruz.<br />
Dolayısıyla, hükümetin bu ucuzlatmayı nasıl yapacağını dikkatle izleyeceğiz. Örneğin, bakalım Metro Ethernet’i ucuzlatmaya TTNET ikna edilebilecek mi; yasaya rağmen çok gecikmiş olan serbestleşme gerçekleştirilip rekabet ortamının gelişmesi sağlanabilecek mi?</p>
<p>KÜRESEL</p>
<p>BlackBerry neden yasaklanıyor?</p>
<p><a href="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/osman2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-6748" title="osman2" src="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/osman2.jpg" alt="osman2" width="225" height="144" /></a>Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan,  Kuveyt, arkasından da Hindistan, şifreli internet mesajlarının içeriğine ülke yetkililerince erişilemediğinden dolayı, “devlet güvenliği” nedeniyle BlackBerry’nin ülkelerinde tüm yaşayanlar tarafından kullanılmasını yasaklayacaklarını açıkladı. BlackBerry’yi üreten RIM boyun eğip bu ülkelerde sunucu kuracak görünüyor. Bu gerçekten “devlet güvenliği” için mi, yoksa devletin “telekulak” ihtiyacını karşılamak için mi? Ülkemizde de BTK bu konuda<br />
bir inceleme başlattı. “Telekulak” önünde olası engellerin temizlenmesi için, “devlet güvenliği” bahanesiyle yeni yasakların gelmesi ihtimaline karşı, süreci dikkatle izleyeceğiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bthaber.com.tr/?feed=rss2&amp;p=6770</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgisayar oyunu (gibi)</title>
		<link>http://www.bthaber.com.tr/?p=6790</link>
		<comments>http://www.bthaber.com.tr/?p=6790#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 16:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Akurgal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sayı:786]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bthaber.com.tr/?p=6790</guid>
		<description><![CDATA[Bu hafta bir bilgisayar oyunu anlatacağım. Bilgisayar oyunlarında, insanlar gerçek yaşamda yapamadıklarını sanal ortamda yapma   <a href="http://www.bthaber.com.tr/?p=6790">...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/ali_akurgal.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-416" title="ali_akurgal" src="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/ali_akurgal.jpg" alt="ali_akurgal" width="61" height="81" /></a>Bu hafta bir bilgisayar oyunu anlatacağım. Bilgisayar oyunlarında, insanlar gerçek yaşamda yapamadıklarını sanal ortamda yapma olanağı buluyor diye vurdulu kırdılı oyunlar daha çok tutuluyor.<br />
Savaş uçağınıza, sanal değil, F4, F16 her ne ise gerçek savaş uçağınıza binip gerçekten havalanıyorsunuz. Oyun alanının üzerinde size verilen bir rotada uçuyorsunuz. Göreviniz belli bir noktayı vurmak. Buraya doğru ilerlerken, yerden sizi durdurmaya yönelik savunma yapılıyor. Savunma sanal. Yerdeki bilgisayar size çeşitli silahlarla saldırıyor. Gerçek uçağınızın gerçek sistemlerini, yolladığı işaretler ile o silahlar üzerine geliyormuşçasına kandırıyor. Diyelim size bir füze yollamış gibi yapacak. Sizin uçağınız, bu füzenin radarının “üstüne kilitlendiği”ni algılıyor. Size alarm veriyor. Bu füzeden kurtulmanız için füze belli bir yakınlığa geldiğinde belli bir manevrayı yapmanız gerek ki, füze sizi ıskalasın, gitsin. Bunun eğitimini defalarca yerde simülatörde almışsınız, havada gerçek uçakla ve fakat sanal tehditle sınavdasınız varsayın. Doğru yakınlıkta doğru manevrayı yaptınız, füzeden kurtuldunuz, bilgisayar size o engel için ne kadar iyi kurtulduğunuza bağlı olan bir not veriyor. Kurtulamadınız, simülatörde eğitime geri dönüyorsunuz. Geçer not alabilmek için, sonraki engelleri de aşıp hedefi vurmanız gerek.<br />
Bu bilgisayar oyununa “EHTES” diyorlar. “Elektronik Harp Test ve Eğitim Sahası”. Türkiye için yer Konya. Hani şu İsrail’in pilotlarını eğitime yolladığı yer. Sistemi yapan Havelsan.<br />
Pakistan EHTES’i kurulmuş, kesin kabulü yapılmış. Kore EHTES’i yapılmakta. Bu, pahalı bir bilgisayar oyunu. Çünkü her müşterinin tehditleri başka oluyor. Türk Hava Kuvvetleri ile Kore Hava Kuvvetleri’nin karşılaşacağı olası tehditler aynı değil. Her bir ülke için sistemin omurgası aynı kalmakla birlikte, uç birimleri bambaşka oluyor. Her müşterinin ölçüsüne göre dikilen bir elbise gibi. Bu ürünü kendimiz yaptığımıza göre biz, pilotlarımızı her türlü tehdide karşı eğitebiliriz.<br />
30 Ağustos Zafer Bayramınız kutlu olsun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bthaber.com.tr/?feed=rss2&amp;p=6790</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilişim sektörü istihdam raporu</title>
		<link>http://www.bthaber.com.tr/?p=6817</link>
		<comments>http://www.bthaber.com.tr/?p=6817#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 16:00:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Bayraktar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sayı:786]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bthaber.com.tr/?p=6817</guid>
		<description><![CDATA[Son makalemde en son Ulusal İstihdam Çalıştayında Prof.Dr. Veysel Bozkurt hocamızın başkanlığında hazırlanıp sunulan “Ulusal   <a href="http://www.bthaber.com.tr/?p=6817">...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/murat_bayraktar.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-425" title="murat_bayraktar" src="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/murat_bayraktar.jpg" alt="murat_bayraktar" width="61" height="81" /></a>Son makalemde en son Ulusal İstihdam Çalıştayında Prof.Dr. Veysel Bozkurt hocamızın başkanlığında hazırlanıp sunulan “Ulusal İstihdam Stratejisi: Bilişim Sektörü İstihdam Raporu”ndan bahsetmiştik. Köşemizin yer darlığı sebebi ile Veysel Hocamın da iznini alarak, çalışmanın sadece sonuç ve öneriler kısmından birkaç alıntı yapıyorum:</p>
<p>l Yazılım sektöründe, ihtiyaçların ulusal kaynakları destekleyecek şekilde karşılanması halinde, gerek üretim süreçlerinde gerekse üretim sonrası destek hizmetlerinde istihdam önemli ölçüde artacaktır. Spesifik sektör yazılımlarının geliştirilmesinin Türkiye açısından özel bir önemi vardır.<br />
l BT sektörümüzdeki mevcut büyüme hızı umut vericidir. Sektörün iş ve istihdam yaratma potansiyeli vardır. Bunun için ithalata dayalı yapı yerine, ülke içinde üretimi cazip hale getirmek gerekmektedir. Bu amaçla etkin kamu politikaları ile kamu alımlarının verimliliği ve etkinliği gözeterek, içeride üretimi teşvik edecek şekilde kullanılması önem arz etmektedir.<br />
l Gençler, dünyanın her yerinde daha çok risk alırlar ve değişime hızlı uyum sağlarlar. BT sektöründe genç nüfusun girişimciliği teşvik edilebilir ve bu amaçla gençlere kuracağı işletmeler için devlet kredisi sunulabilir.<br />
l Sektörün güçlenebilmesi için, Ar-Ge’ye ayrılan kaynakların artırılması önemlidir. Üniversite-sanayi işbirliğinin etkin bir şekilde kullanılması, Ar-Ge teşviklerinin özellikle yazılım sektöründe spesifik özellikleri taşır hale getirilmesi ve İş-Kur’un nitelikli bilişim elemanı yetiştirme faaliyetlerinde eğitim standartlarını uluslararası standartlara yükseltmesi oldukça önemlidir. Bu sebeple İş-Kur’un verdiği eğitimlerin bağımsız denetim kurumlarınca da düzenli olarak ölçülmesi önem arz etmektedir.<br />
l Bilişim sektöründe istihdamı artırmak amacıyla yazılım sektörü stratejik bir alan olarak değerlendirilebilir.<br />
l BT sektörü istihdamı için uluslararası düzeyde veritabanı ve yazılım uzmanı, ağ teknolojileri uzmanı, web programcısı yetiştirilebilir. Bilgi teknolojileri proje yönetimi eğitimi verilebilir. Bilgi güvenliği uzmanı yetiştirilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bthaber.com.tr/?feed=rss2&amp;p=6817</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa uykudayken&#8230;</title>
		<link>http://www.bthaber.com.tr/?p=6776</link>
		<comments>http://www.bthaber.com.tr/?p=6776#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 16:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Edip Emil Öymen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sayı:786]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bthaber.com.tr/?p=6776</guid>
		<description><![CDATA[Londra’da açılan, İstanbul’da tekrarlanan “İslam Bilimi” sergisi, bin olmasa da 800 yıllık bir bilim birikiminin   <a href="http://www.bthaber.com.tr/?p=6776">...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/edip_kose.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-6730" title="edip_kose" src="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/edip_kose.jpg" alt="edip_kose" width="225" height="118" /></a>Londra’da açılan, İstanbul’da tekrarlanan “İslam Bilimi” sergisi, bin olmasa da 800 yıllık bir bilim birikiminin öyküsü. Avrupa’nın Avicenna adıyla tanıdığı İbn-i Sina&#8230; Albatenius adıyla tanıdığı El-Battani&#8230; Alhazen adıyla tanıdığı İbn-ül Heytem&#8230; Kendi adıyla tanıdığı Nasreddin Tusi&#8230;<br />
Bize şimdi bir şey ifade etmeyen bu isimler, Avrupa Orta Çağı sırasında İslam aleminde bilim adamıydılar. 800-1600 arasında. Fransa denilen yerde Orta Çağ yaşanırken, bugünkü İspanya topraklarında Endülüs’te eski Yunan filozoflarının eserleri Arapça’ya çevrilmişti.<br />
Birçok isim arasından el-Battani çok öne çıkıyor. Çünkü, astronomide, Yunan filozofu Ptoleme (Batlamyus) dünyayı merkeze koymuş, güneşi ve gezegenleri dünyanın etrafında döndürmüştü. El-Battani ise bu sistemin saçmalığını ispatladı. Güneşi merkeze koydu. Ve yüzyıllar sonra Kopernik, el-Battani’nin kitabındaki fikirleri ve çizimleri, olduğu gibi kendi kitabına aldı. Bugün olsa, kaynak belirtmedi diye “intihal”le suçlanırdı!<br />
Nasreddin Tusi de astronomiyle ilgilenirken, çalışmalarının ortasında Moğol istilası yaşandı. Hükümdar Hülagü’nün, “Bana yıldızlardan istikbalimi oku” dediği Tusi, göklerden anlama becerisi sayesinde hayatta kaldı.<br />
Hatta, Hülagü’ye bir de rasathane inşa ettirdi. Bugün İran’da Tebriz kentinin 130 km güneyinde bu rasathanenin kırıntıları duruyor. Ama ayda, 60 km çapında bir kratere onun adı verildi: Nasireddin.<br />
Avrupa, eski Yunan filozoflarının eserlerini, ancak Endülüs’ü aldıktan ve Arapça kitapları Latince’ye çevirdikten sonra okuyabildi. İslam bilimi ise zamanla<br />
“doğa araştırılamaz” diye özetlenen bağnazlığın resmen kabul görmesiyle öldü. Bugün, sadece geçmişiyle övünebiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bthaber.com.tr/?feed=rss2&amp;p=6776</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Politikalar</title>
		<link>http://www.bthaber.com.tr/?p=6647</link>
		<comments>http://www.bthaber.com.tr/?p=6647#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 16:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Akurgal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sayı:785]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bthaber.com.tr/?p=6647</guid>
		<description><![CDATA[Yazılı olsun, akıllarda olsun, farkında olalım veya olmayalım; devlet katında olsun, işletme düzeyinde olsun; çoğunluk   <a href="http://www.bthaber.com.tr/?p=6647">...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/ali_akurgal.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-416" title="ali_akurgal" src="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/ali_akurgal.jpg" alt="ali_akurgal" width="61" height="81" /></a>Yazılı olsun, akıllarda olsun, farkında olalım veya olmayalım; devlet katında olsun, işletme düzeyinde olsun; çoğunluk tarafından desteklensin, desteklenmesin; kısa erimde, uzun erimde ülke ekonomisi, işsizlik ya da yeni iş alanları üzerine etkileri düşünülmüş olsun olmasın; bilerek ya da bilmeyerek her konuda “politika” uyguluyoruz. Bâzı durumlarda, “politikasızlık” politikası da uyguluyoruz. Buna “liberallik” diyenler de oluyor, başıboşluk diyenler de. Politikasızlık, aslında bir konuda ülke içindeki birikimi yok etmek için en etkin yöntem.<br />
Dört-beş yıl oluyor, Denizcilik Müsteşarlığı, gemi ve teknelere takılması mecbur tutulacak AIS cihazlarının, bu yolla yaratılacak olan pazarını yabancıya hediye etmemek adına, “yerli tasarım ve üretim” yapılması üzerine bir politika ortaya atmıştı. Bu köşeyi uzun süredir okuyanlar anımsayacaktır, uygulama aşamalarını sizlerle paylaşmıştım. Bu politikanın doğru biçimde uygulanması sonucunda şimdi ülkemizde AIS konusunda bilgi, yetkinlik, yeterlilik sahibi olan ve Türkiye pazarının büyük çoğunluğunu elinde tutan iki şirketimiz var (lider şirket açık ara önde). İnceler bakarsanız, bu politikanın sonuçlarını: şu kadar ekonomik değer yaratılmış, bu kadar paranın yurtdışına çıkmasına gerek kalmamış, şu kadar kişiye iş temin edilmiş diye rakamlara da dökebilirsiniz.<br />
Aynı bakanlığa bağlı olan TCDD, varlığını güncelliyor, yeniliyor. Ankara-İstanbul, Ankara-Konya hızlı tren yatırımlarının yanı sıra, sesi çok çıkmayan fakat çok önemli başka yatırımlar da var. Zonguldak-Kırıkkale ve Kayseri-Adana hatları da elden geçiyor ve modernleştiriliyor, güncel teknolojiler ile donatılıyor. Böylece Karadeniz-Akdeniz modern bir demiryolu bağlantısına kavuşacak. Bu alanda politikalarımız öyle belirlenmiş olmalı ki, sahnedeki aktörler yabancı. Acaba bir politika değişikliği ya da “yerli tasarım ve üretime dayalı demiryolu yönetim sistemleri politikası” uygulamaya konulamaz mı?. Raylı taşımacılık 5-10 sene sonra tarihe karışmayacağına göre başlamak için zaman geç değil.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bthaber.com.tr/?feed=rss2&amp;p=6647</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düşünüyorum, öyleyse kumanda ederim</title>
		<link>http://www.bthaber.com.tr/?p=6655</link>
		<comments>http://www.bthaber.com.tr/?p=6655#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 16:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Türker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sayı:785]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bthaber.com.tr/?p=6655</guid>
		<description><![CDATA[1981 Kışı. Vietnam’dan denize açılan 15 metrelik bir teknenin içindeki 161 kaçak göçmenden biri 4   <a href="http://www.bthaber.com.tr/?p=6655">...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/ali_turker.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-417" title="ali_turker" src="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/ali_turker.jpg" alt="ali_turker" width="61" height="81" /></a>1981 Kışı. Vietnam’dan denize açılan 15 metrelik bir teknenin içindeki 161 kaçak göçmenden biri 4 yaşında küçük bir kız. Annesi ve kızkardeşi ile Avusturalya’ya yaptığı umuda yolculuğu 3 ay süren bu kız, 30 yıl sonra TED konferansında ayakta alkışlandı. Bir katılımcı üzerinde başarıyla demo ettiği Beyin-Bilgisayar Arayüz Aleti (B-BAA) EPOC, kurucusu olduğu Emotiv şirketi tarafından henüz Aralık 2009’da piyasaya sürülmüştü. Tan Le, dramatik başlayan hayat hikayesini müthiş bir başarıya nasıl dönüştürmüş? İpucu 1998 Avustralya devleti tarafından kendisine verilen “Yılın Genç Avustralyalısı” ödülü. Tan Le bu ödülü çoğunluğunu göçmenlerin oluşturuduğu şehrinde gerçekleştirdiği hayırseverlik çalışmaları ile kazanmış ve Asya iyi niyet elçisi olmuş. Yani ülkeler üstü bir kimlik yaratmış kendine.<br />
Dönelim B-BAA pazarına. Şu an NeuroSky, OCZ ve Emotiv şirketlerinin ürünleri ve bunlardan uyarlanmış çevre birimleri ile popüleritesi artıyor. İlk perakende ürün NeuroSky MindSet Mart 2007’de piyasaya çıktı. Şu an 200 dolar olan MindSet’i, OCZ’nin 100 dolarlık 3 elektrod kullanan NIA ürünü Mayıs 2008’de takip etti. Emotiv EPOC ise kuru temaslı 14 elektroda sahip ve 300 dolar. Telsiz çalışan bu başlık, ilk takışda 3 dk kullanıcısını tanıma süresi istiyor. Devamında itme, çekme, döndürme gibi fiili komutlar düşünülürken 8 sn EEG kaydı yapıp model çıkarıyor. Sonra bu fiilleri uyarlanmış oyun, uygulama ya da cihazlara aktarmak mümkün.<br />
Sistem kullanıldıkça modelleri rafine etmek için sürekli öğrenen bir yapay zekaya sahip. Her ne kadar ilk B-BAA’lar oyun kumandası olarak gündeme gelse de, özellikle engellilerin  bu arayüzden çok fayda görmesi mümkün. Tan Le ışıklandırma sistemleri, TV kontrolü ve daha bir dizi fantastik uygulama sayarken, engelliler ile yaptıkları çalışmaların video kayıtlarını da gösteriyor. Ülkemizde de, ODTÜ Yeni Fikirler Yeni İşler yarışmasını kazanıp Teknokent’te ilk kuruluşunu yapan Minder şirketi Emotiv EPOC ile engellilere yönelik uygulamalar geliştiriyor. Minder, B-BAA girdileri ile örneğin kısa mesaj yollamak gibi iletişim opsiyonlarını çalışmakta.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bthaber.com.tr/?feed=rss2&amp;p=6655</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Televizyonum yanımda, oh ne âlâ!</title>
		<link>http://www.bthaber.com.tr/?p=6662</link>
		<comments>http://www.bthaber.com.tr/?p=6662#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 16:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Aykut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görüş]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[spot]]></category>
		<category><![CDATA[Sayı:785]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bthaber.com.tr/?p=6662</guid>
		<description><![CDATA[Yeni eğilim mobil cihazlardan TV seyretmek.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/televizyon.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-6614" title="televizyon" src="http://www.bthaber.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/televizyon.jpg" alt="televizyon" width="225" height="225" /></a>Yanımızdan eksik etmediğimiz mobil cihazlardan TV seyretmek son yıllarda yeni bir eğilim olarak karşımıza çıkıyor. Avuca sığan video oynatıcılardan, cep telefonlarından, dizüstü bilgisayarlardan sevdiğimiz televizyon programlarını, video klipleri, filmleri, dizileri, maçları tekrar tekrar izlemek keyif veriyor. Söz konusu eğilim alışkanlıklarımızı da değiştiriyor. Daha önce odanın bir köşesinde duran ve orada bulunan herkesin hemfikir olsa da olmasa da seyretmek zorunda kaldığı TV yayıncılığı gitgide kişiselleştiriliyor. Benim bilgisayarım, benim telefonum kavramlarının yanına şimdiden benim televizyonum kavramı da eklenmiş gibi gözüküyor. Avrupa Birliği Komisyonu çoktandır bu gidişin farkında ve mobil şebeke operatörlerini, avuç içi cihazlardan sayısal televizyon yayıncılığı yapma konusunda cesaretlendirmeye çalışıyor.<br />
Ama ne var ki 4 yıl önce ilk deneysel mobil TV yayınları servise konulmuş olsa da, bunca zamandır 4 milyondan daha az kullanıcı bu teknolojiyi kullanarak mobil televizyon yayınları izlemek için elini cüzdanına götürdü. Bir başka deyişle, gelinen noktada yaygınlık her bin cep telefonu kullanıcısından bir tanesi bile değil. Zaten, kullanım yoğunluğu da eşit dağılmaktan çok uzak. Kullanıcıların çoğu 2005 yılının Mayıs ayından beri İtalya’da, 2006 yılının Haziran ayından beri Güney Kore’de mobil TV servisi alan abonelerden oluşuyor. ABD’nin iki büyük operatörüyle anlaşan MediaFLO bile 2010 yılına başlarken sadece 200 bin abonesinin olduğunu söylüyordu.<br />
Öte yandan, artık birçok yonga üreticisi yeni geliştirdikleri alıcılar sayesinde analog olsun, sayısal olsun karasal TV yayınlarını kullanıcıyla düşük enerji tüketerek buluşturabiliyor. Zaman içerisinde daha da düşük maliyetlere inince, mobil TV yayıncılığı yapan operatörlerin karasal TV yayıncılığı yapan operatörlerle rekabet edebilmeleri için normal yayın akışları yerine zengin ve farklı içerik oluşturmaları gerekecek. Söz konusu içeriklerin evinde olmayan kullanıcının taleplerini karşılayacak yapıda ve kendilerine has özelliklerinin olması beklenecek.<br />
Bununla beraber, izleyici alışkanlıklarına bakıldığında gelişmiş pazarlarda önemli değişiklikler göze çarpıyor. Örneğin, sayısal video kaydediciler (DVR) ya da BBC’nin iPlayer’inda olduğu gibi çevrimiçi uygulamalar TV sektöründe yenilikler olarak niteleniyor. Bunun belli başlı nedeni, bellek kapasitelerinin artması ve Wi-Fi kapsama alanlarının artık hemen her yeri bir battaniye gibi örtmesidir. Böylece, kullanıcıların bulundukları ortamda bir şekilde Wi-Fi bağlantısı kurarak TV yayınlarını izleyebilme olanağına kavuşmalarıdır.<br />
Türkiye, Wi-Fi erişim noktalarının yaygınlığı bakımından bugün dünyada hatırı sayılır bir pozisyona geldi. Bu alanda belirli bir süredir yatırım yapan TTNET, 81 ilde 8 binden fazla erişim noktasıyla Türkiye’yi Avrupa’da dördüncülüğe, dünyada beşinciliğe taşıdı. Yatırımlar bu hızla devam ettiğinde ülkemizin daha üst sıralara çıkması çok uzun zaman almayacaktır.</p>
<p><strong>İngiltere’de iPlayer</strong><br />
TV üstünden internet mi, internet üstünden TV mi? Bu soru bir süredir anlamını yitirdi. 2007 yılının Noel akşamı yayın hayatına başlayan iPlayer aslında bir internet televizyonu ve radyosu. 2008 yılından bu yana sürekli yenileştirilerek kullanıcılara daha ilginç ve kullanışlı özellikler sunmak isteyen BBC uzmanları en son olarak bu yılın Mayıs ayında ‘Tavsiyeler’ (Recommendations) özelliğini ekledi. Müşteri memnuniyetini artırmak için anlık müşteri hareketlerini arka planda izleyip, değişik algoritmalarla analiz ediliyor ve genel eğilimler ortaya çıkarılarak, müşterinin bir sonraki izlemesinde beklentiler karşılanıyor.<br />
Doğrudan ya da dolaylı veri toplayarak, müşteri ile birlikte müşterinin isteklerini yerine getirmeyi amaçlayan bu uygulama, müşterinin bir içeriği izlerken onu iyi-orta-kötü olarak değerlendirmesini sağlıyor. Sevdiği ve sevmediği içerikler hakkında bilgi topluyor. İki farklı içeriği kıyaslaması isteniyor. Sevdiği içeriklerden bir liste oluşturmasına yardımcı olunuyor. Müşterinin içeriği çevrimiçi satın alırken hangi konularla ilgilendiği kayıt altına alınıyor. Hangi saatlerde izlemeyi tercih ettiği istatiksel olarak değerlendiriliyor. Hangi içerikleri satın aldığının bilgisi toplanıyor. Müşterinin takip ettiği sosyal iletişim ağları dikkate alınıyor.<br />
2009 yılında elektronik oyunlara ağırlık veren iPlayer tasarımcıları Sony ile işbirliği yaparak PlayStation3 ve Nintendo Wii uygulamalarını da kullanıcılara sundular.</p>
<p><strong>Türkiye’de Tivibu</strong><br />
Bizde de televizyon alışkanlıklarını kökten değiştiren gelişmelere tanık oluyoruz. Örneğin, bu yıl, Şubat sonunda, tasarımını tamamen Türk mühendislerinin geliştirdiği Tivibu kullanıcısıyla buluştu. Web TV olarak nitelendirilen Tivibu kısa sürede benimsenerek, başarı hikayeleri oluşturmaya başladı. Mart ayı sonuna dek 100 bin, yılın ortasına kadar 300 bin aboneye ulaştı. iPlayer’da olduğu gibi kaçırılan programları her hangi bir yere kaydetmeksizin tekrar tekrar izleyebilmek kullanıcılar için klasik TV yayıncılığına göre artı değer oldu. Benzeri şekilde belirli bir süre için filmleri geriye sarabilme sadece çok gelişmiş ve pahalı TV cihazlarının özelliği olmaktan çıkıp basit dizüstü bilgisayarlarda uygulanabilir bir özellik haline geldi. Kayıt cihazlarından başka DVD oynatıcıları da sehpalarda tozlanmaya bırakan Tivibu’nun geniş film, dizi, müzik  arşivleri (videotheque) kullanıcıların oturdukları yerden dilediklerini izleyebilmelerine olanak vermeye başladı.<br />
Tivibu’nun başarısının arkasında yatan en önemli unsurlardan birisi sadece klasik TV yayıncılığına göre daha çekici özellikleri sunuyor olması değildir. Bunu internete bağlanılabilen her yerden sunuyor olmasının da önemi büyüktür. Böylece, kullanıcılar özgürce, hem diledikleri yerden, hem de diledikleri program, film, videoklip ya da diziyi seyredebilmekte, izlemeyi grup davranışı olmaktan çıkarıp kişiselleştirebilmektedir. Elbette zaman içerisinde daha eklenecek bambaşka yeni özellikler de olacaktır. Bunlardan birisi de yakın bir zamanda sinemalarda gösterilen bir filmin, Avatar’ın ardından yeni eğilim olarak TV dünyasına da bulaşan 3 boyutlu görüntü özelliğidir.</p>
<p><strong>TV’nin geleceği</strong><br />
TV, artık TV ekranından çıktı, cep telefonu, video oynatıcı, dizüstü bilgisayar, hatta sayısal fotoğraf çerçevelerine girdi. İnternete her yerden bağlanmak zorunlu ihtiyaç oldu. Oyunlar TV ile bütünleşti. Kuşkusuz herkesin zevki, merakı, eğlence anlayışı, ilgi alanı farklıdır. İlk kez kullanıcılar kendilerine özel kombinasyonu tek bir ortamda toplayabiliyorlar. Bu ortam web TV’dir. TV yayıncılığı şimdiye dek bilgisayar ve mobil iletişim endüstrisinin hep arkasında kalmıştı. Çünkü oligopolistik bir ortamda, sıkı denetimlerle kullanıcıya ulaşılabiliyordu. Web TV ile TV de özgürleşti. Yayıncılar IT olanaklarını kullanarak abonelerine doğrudan ve dolaylı olarak daha derin dokunmaya, onların taleplerini daha iyi ve daha hızlı anlamaya başladılar. Böylece izleyiciler içerik üretenlerin peşinden giderken, içerik üretenler izleyicilerin paşinden koşturmaya başladı. Genç kuşaklar ise ‘Bedelini ödersen, iyi içeriği izleyebilirsin.’ yaklaşımını benimsedi. TV yayıncılığında herşeyin bedava olduğu bir dünyanın sonuna yaklaşıldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bthaber.com.tr/?feed=rss2&amp;p=6662</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
