8 - 14 Kasım 1999
Sayı: 242

Yabancılaşma

Uzm. Psikolog Hakan ÇELİK İNSANBİLİM ENSTİTÜSÜ hcelik@insanbilim.com.tr

Yabancılaşma, iş ortamı içinde gerçekten verimliliği düşüren ve hem kişi hem de işletme için zararlı olarak karşımıza çıkabilecek bir unsur. Bunu yenmek hatta hiç oluşmamasına çaba sarf etmek ise her iki taraf için de çaba gerektirmeyi içeriyor. Kişi çaba sarf edecek çünkü kendini daha iyi ifade ederek kendine daha uygun ve yapabileceği bir alanda çalışabilmesi için ütopyalarını bir kenara bırakarak, gerçekçi bakmak zorunluluğunu ortaya koymaktadır. İşletme için ise bireylerin iş ortamlarında işlerinden yabancılaşmamaları konusunda insan kaynakları departmanları gayret sarf ederek verimliliği artırıcı unsurları öne çıkarmaya çalışmaları gerekmektedir. Aslında bu yazıyı kaleme alırken amacım yabancılaşmanın bu anlamı üzerinde değil, yabancı hayranlığını öne çıkarmak için atılmış bir başlıktı. Fakat bu anlamı da işletmeler için ayrı bir değer taşımaktadır, öyle görünüyor ki önümüzdeki yazılardan bir tanesi bu konuyu içerecek.

Biz toplum olarak yabancı hayranlığını her zaman üstte tutmuş bir milletiz. Onlar ne yaptıysa iyi yapmıştır, güzel yapmıştır, mantığı devamlı ön planda. Bunu ne yazık ki kurumsal çıkarlarını önde tutmak zorunda olan özel kurum ve işletmelerde de görmek mümkün. Nereden çıktı bu konu diyebilirsiniz. (Tabi ki mesleğimle ilgili olarak bahsedecek olursak). Son yıllarda kişilik testleri yaparak işe alımlar yapmak olağan hale geldi. Ortalıkta bir sürü test dolaşıyor. Şimdi isim vermeye gerek yok. Yurtdışından gelme, oralarda çok başarılı sonuçlar aldığı söylenen, işe alımlarda kolaylık ve doğruya yönlendirildiği söylenen testler. Peki nedir bu konu?

1.       Kişilik testleri psikologların ilgilendiği, onlar tarafından geliştirilen, uygulanması ve değerlendirilmesi gereken ölçeklerdir. Bir işletmecinin, iktisatçının bu konuya hakim olması ihtimali çok zayıf hatta imkansızdır. Arabanız bozulduğu zaman neden manava götürmüyorsunuz, manavınız eskiden araba tamirciliği yapmış olabilir fakat, burada söz konusu olan bir insanın hayatı. Onu değerlendirmek, ona damga vurmak, çok çok dikkat edilmesi gereken bir konu. Kişilik testleri ile bilmeden bir nevi bu anlamda damga vuruluyor. Ama aslında bu o demek değildir, kişilik testleriyle insanlara damga vurulmaz. Daha doğrusu kişilik testleri sonrasında iyi ve kötü, doğru veya yanlış sonuç yoktur. Bunu bilmeyen ve anlamayan kişilerin eline geçtiğini düşünebiliyor musunuz? Ben düşünemiyorum ama görüyorum çünkü şu an o durumda.

2.       Kişilik testleri, yani bir insanın kişiliği nasıl şekillenir? Toplumun, ülkenin verdiği kültür çerçevesinde gelişir, yoğrulur. En basit açıklaması bu şekildedir. Peki yurtdışında hazırlanan, o ülkenin değer yargılarına, sıfat gruplarına, kültürüne göre hazırlanan testlerin ülkemizde uygulanması ne derece uygun olabilir? Bir testi sadece ingilizce’den Türkçe’ye çevirerek kullanamazsınız. Hele hele ingilizce olarak bir testi kişilere hiç uygulayamazsınız. O insanın kişiliğini mi ölçüyorsunuz? (Yabancı kültüre göre hazırlanan bir ölçekle bu mümkün değildir. Yoksa yabancı dil seviyesini mi ölçüyorsunuz? İnanılacak gibi değil ama bunların hepsi şu an oluyor.

Yurtdışından bir testi getirerek kullanabilirsiniz ama nasıl:

¨       Standardizasyon çalışmalarını yaparak

¨       Geçerlilik güvenilirlik çalışmalarını yaparak, bu çalışmaların da psikologlar tarafından yürütülmesi gerekmektedir. Tekrar söylemek gerekirse burada insan söz konusu.

3.       Yurdışından getirilen bir testi bizim dilimize çevirdiniz, kullanmaya başladınız. Özellikle sıfat testleri ile ilgili bahsedersek, sıfatlara yüklenen anlamlar farklıdır. Duyumsamalarımız farklıdır. Çünkü o testler yurtdışında da kolay kolay hazırlanmıyor. Bilimsel çalışmalar sonrası ortaya çıkıyor. O kültür insanının hangi durumlara hangi tepkileri verdiğine göre şekillendiriliyor. Sınıflandırılıyor. Örneğin Amerikan kültüründe patron karşısında masanın üstüne ayağınızı uzatarak oturursunuz, bundan kimse rahatsız olmaz. Ama burada düşünün bakalım. Patron hemen "bir de çay söylememi ister misin beyefendi" diyerek olaya bizim bakış açımızı koyar. Bu sadece bir örnek. İşte bu testlerde bu tipte durum tespitleri yaparak testi uygulayan kişinin bu durumlar karşısında ne yapacağı da algılanmak istenmektedir. Ama yurtdışından gelen testlerde bu mümkün değildir. Testler sadece durum tespitleri değil, daha önce de bahsedildiği gibi sıfatlara anlam yüklenmesi şeklinde de yürütülmektedir. Örneğin bir kaç sıfat ve bir araştırma sonucunda yüklenen anlamlara dikkat çekersek, bir araştırmada:

¨       Tatlı;    hoşsohbet, sempatik, sevimli, şekerli

¨       Rekabeti seven; çalışkan, yarışçı, mücadeleci

¨       Başkasını düşünen;  sevecen, özverili, sorumluluk sahibi, fedakar

¨       Boynu eğik; mazlum, itaatkar, güçsüz, zaafları olan

¨       Algılayıcı;  dikkat eden, gözlem yapan, çabuk fark eden, duyu organları iyi

¨       Rafine; birikimli, damıtılmış, kristalleşmiş, işlenmiş, saf, dinlendirici

Kelimenin deneğe ifade ettiği anlamın, belli bir anlama göre yapılmış olan yoruma göre değerlendirilmesi ve buna bağlı olarak çıkarılacak kişilik profilinin geçerliliği  olmayacağı ortadadır. (Prof.Dr. Nursel Telman) Bilime ve o mesleğin uzmanlarına inanmayalım da kime inanalım. Ayrıca yaratıcılık, zeka, merak düşünme, yaşantıya açıklık gibi bazı özellikleri sıfatlarla ölçmek imkansız olup ancak envanterlerle belirlemek gerekmektedir.  Bunu literatürde çok bağımlı olunan yabancı uzmanlar da söylemektedir. (McCrae ve Costa -1978) Görüldüğü üzere bilim her şeyi kanıtlı olarak sunmaktadır.

Yabancılaşalım, uygar olalım, uygar medeniyetlere ayak uyduralım ama herşeyi de almayalım, seçici olalım hatta süzgeçten geçirelim. Belki şimdi çok az kişi dikkat edecek, belki hala o işlevi yapanlar artık yapmayacak. Belki de bir süre daha bunu böyle görenler hala görmemezliğe gelecekler, biz her zaman söylemeye devam edeceğiz, yabancılaşmayan birileri olmak zorunda. Bu bir inat değil. Siz burada hazırlanan bir testi yurtdışında uygulamak isteyin, görün bakalım, neler olacak.

e-posta:
bthaber@interpro.com.tr
8 - 14 Kasım 1999
Sayı: 242